Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv | İletişim
Kayıt Ol! | Giriş     Beni Hatırla 
İddaa ve Bahis Portalı FCbahis´e Hoşgeldiniz!
FC Network:  FCbet FCwetten FCbahis FCkladionica FCtypy
Pazartesi 21 Ocak 2019 12:32 Toplam Üye: 18171 - Online Kullanıcı: 266
KöşE YAZıLARı
Ömer T. - 18.10.2012
Premier Lig´de İlk 7 Haftanın Değerlendirmesi

Premier Lig`in ilk 7 haftasını baz alarak takım takım bir değerlendirme yaptım.

CHELSEA


Chelsea’de Hazard’ın ilk üç haftadaki süper başlangıcı, ardından Mata’nın bayrağı devralması ve Oscar’ın takıma katılması derken ortaya, geçtiğimiz sezonun aksine zevk veren bir takım çıktı. Torres de her ne kadar özgüven problemini henüz aşamasa da skor üretmeye başladığından takım gol yollarında geçtiğimiz sezonki kadar zorlanmıyor. Kaleci Cech ve savunmadaki Ivanovic – Luiz – Terry – Cole dörtlüsü için ne iyi ne de kötü diyebilirim, çünkü iyi performans gösterdikleri maçlar olduğu gibi bariz hata yaptıkları maçlar da oldu. Orta alanın ortasında oynayan Mikel’i beğenmediğimi her zamanki gibi belirtiyim. İlk 7 haftalık periyotta 6 galibiyet – 1 beraberlikle ligin zirvesinde bulunan Chelsea’nin, Arsenal deplasmanı dışında rakiplerine göre daha rahat bir fikstürü vardı. Arsenal maçında da iyi oynamamalarına rağmen iki şans golüyle galibiyete ulaşmışlardı. Haftasonu gidecekleri Tottenham deplasmanı ve ardından Manchester United’ı konuk edecekleri maç takım adına ciddi bir viraj olacak. Bu maçlardan birinde, geçtiğimiz sezon Chelsea’den kovulan AVB’nin menajerliğini yaptığı takımla diğerinde ise şampiyonluğun en büyük 3 adayından biriyle oynayacaklar.


MANCHESTER UNITED

Manchester United, ilk Everton deplasmanından sonra 4 maçlık bir galibiyet serisi yakalasa da zayıf Wigan’ı konuk ettikleri maç dışında hep sallantıda gidiyordu ki bu seri Tottenham maçıyla sonlandı. O maçın ikinci yarısında, bu sezonki en iyi performanslarını sergileseler de direkten dönen iki top ve inanılmaz bir baskıya rağmen mağlup olmaktan kurtulamadılar. Old Trafford’da Tottenham’a kaybettikleri bu maç, Premier Lig’de Tottenham’ın burada kazandığı ilk maç oldu. Menajer Sir Alex Ferguson, bu mağlubiyetin ardından takımın seri galibiyetlere başlaması gerektiğini söylerken takım da beklenen tepkiyi gösterdi ve Newcastle deplasmanında rahat bir galibiyet aldılar. Takımda birçok problem bulunuyor. Bunların başına kaleci De Gea’yı söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon adadaki kaleciler arasındaki bonservis rekoruyla transfer edilen İspanyol, özellikle yan toplardaki zaafiyetiyle uzun süre United’ın başını yakacak gibi. Savunmada Vidic’in sakat olması ve diğer sakatlarla beraber onun yerinde oynayabilecek tek ismin Evans olması takımın bir diğer önemli problemi. Orta alanda Carrick’in yetersiz kalışı, Valencia’nın oynamadığı maçlarda takımın hücum anlamında büyük problemler yaşaması, Young’ın 1,5 sezona rağmen istenen performansı gösterememesini takımdaki diğer problemler olarak söyleyebilirim. Ferdinand’ın savunmayı toparlaması, Rafael’in hücuma ekstra katkısı, Scholes’un muazzam oyunu, Kagawa’nın 40 yıllık United’lı gibi oynaması ve Rooney – van Persie ikilisinin katkılarını ise olumlu noktalar olarak belirtebilirim. Vidic’in ne zaman tam olarak iyileşeceği ve Ferdinand – Vidic ikilisinin bu sezon ne kadar süre beraber “ sağlıklı “ katkı verebilecekleri United adına sezonun belirleyici faktörlerinden olacak. 9. hafta gidecekleri Chelsea deplasmanı ve 10. hafta Arsenal’i konuk edecekleri maç onlar adına önemli bir viraj olacak. Bu maçlardan önce bir de Stoke’u konuk edecekler. Newcastle galibiyetinin üstüne bu 3 karşılaşmadan da 7 puan çıkartırlarsa önemli bir aşama kaydedeceklerini düşünüyorum.


MANCHESTER CITY

Son şampiyon Manchester City yoluna namağlup devam etse de, son Sunderland maçı haricindeki hiçbir maçta “ son şampiyona “ yakışır bir oyun oynadıklarını söyleyemem. Genellikle kaleci Hart’ın ipten aldığı takımda savunmada problemler bulunuyor. Son Sunderland maçı dışında bu sezon oynadıkları tüm resmi maçlarda kalelerinde gol gördüler, ki bu istatistiğe Hart’ın inanılmaz performansına rağmen ulaştılar. Orta alanın ortasına yapılan Javi Garcia aşısı henüz tutmadı. Onun alternatifi olarak forma giyen Rodwell de toplamda 3 gole mâl oldu. Silva biraz kendine gelse de hala geçtiğimiz sezonun ilk yarısındaki performansının uzağında ve beklentilerin yüksek olduğu bir diğer isim Nasri de yetersiz kalıyor. Agüero son maçta güzel bir gol atsa da sakatlığından sonra henüz tam olarak kendine gelemedi ve problem çocuk Balotelli de ondan beklenenin altında bir performans sergiliyor. Yaya Toure ve Tevez’in “ büyük “ oynamaları ve Dzeko’nun hala yedekten gelerek verdiği katkı takımı ayakta tutan noktalar. City’yle ilgili son olarak değinmek istediğim de, menajer Mancini’nin her sıkıştığında orta alana savunmaya dönük bir isim alıp Yaya Toure’yi daha ofansif oynatması. Hatta son Sunderland maçında bu hamlesini direk 11’e yansıtmıştı. Böyle bir kulübün menajerinin 7 hafta boyunca kadroda bundan başka alternatif üretememesinin bir açıklaması olabileceğini düşünmüyorum.


EVERTON

Everton hem oyun hem sonuç olarak lige öyle bir başlangıç yaptı ki, menajer David Moyes bugünlerde Avrupa’ya gitme planlarından bahsediyor. Takımın bu noktaya gelmesindeki en büyük pay kuşkusuz Moyes’un. Geçtiğimiz sezon ortasında neredeyse forveti ve hücum silahı olmayan takımı bugün taş gibi bir takım haline getirdi. Sol bek Baines’ın takımın en önemli hücum silahı olduğu Merseyside ekibinde, Pienaar da o kanatta Baines’le çok iyi anlaşıyor. Normalde orta alanda oynayan ama bu sezon bazen forvet arkası bazen de forvet gibi oynayan Fellaini inanılmaz çıkışıyla takımın en önemli hücum silahlarından biri oldu. Jelavic zaten geldiği günden beri ekstra oynuyor. Yapılan Mirallas aşısı da tuttu ve hem sağ kanatta hem de ilerde önemli katkılar veriyor. Kalede ligin en iyilerinden olduğunu düşündüğüm Howard’la pek problem yaşamıyorlar. Zaten senelerdir Moyes’un en iyi yaptırdığı iş olan savunma tarafında da iyiler. 9. haftada Liverpool’u konuk edecekleri maç, mevcut formlarıyla dört gözle bekledikleri bir derbi olacak.


TOTTENHAM

Tottenham, 4 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Geçtiğimiz sezon yine 4. haftada bir seriye başlamışlar ve 11 haftada 10 galibiyet 1 beraberlik almışlardı. Şu anda o zamanki kadar iyi oynamıyorlar, ama takımda ilk haftalara göre büyük bir kıpırdanma olduğu aşikar. Adebayor’un yokluğunda gol yollarında sıkıntı çekmediler, ki bir de oraya Adebayor’un katılacak olması tabloyu olumlulaştırıyor. Defoe sezona beklentilerin üstünde başladı. Dembele nokta transfer oldu. Lennon hala yerinde saysa da her zamanki gibi süratiyle ortalığı karıştırıyor. Bale’in ise özellikle Defoe’yla olan mükemmel uyumu dikkat çekiyor. Sakatlığı nedeniyle bu sezon henüz oynayamayan Parker’ın takıma dönüşü de orta alanı bir tık atlatacaktır. Savunmaya yapılan Verthongen transferinin hücuma da katkısı oldu. Savunmada da aksamayan Belçikalı’nın, Hollanda Ligi’nden gelmesi nedeniyle Premier Lig’e bu kadar çabuk alışabileceğini tahmin etmemiştim. Ama o ve AVB’nin forma şansı verdiği Caulker bence takımın gelecekteki “ taş gibi “ stoper ikilisi olacak. Geçtiğimiz sezon Tottenham beklerinin devamlı ileri çıkışlarına şahit oluyorduk ki bu sezon ondan eser yok ve bence hücumu aksatan etkenlerden en önemlisi bu oluyor. Genel performansa baktığımızda ilk haftalarda çok yetersiz bir Tottenham vardı, ama şu anda yükselme devrinde olduklarını söyleyebilirim.


WEST BROMWICH

Hawthorns’da 4’de 4 yapan West Bromwich, bu sezon sadece 55 dakikasını 10 kişi oynadığı Fulham deplasmanında kaybetti. Geçtiğimiz sezon Dalglish’in yardımcılığını yapan ve bu sezon öncesi takımın menajerlik görevine getirilen Steve Clarke’ın bu gelişimdeki payı büyüktü. İlk 7 haftalık dönemde en çok göze çarpan isim Yacob oldu. Premier Lig’e çabuk ısınan Arjantinli, orta alanın ortasında Mulumbu’yla beraber çok iyi bir ikili oluşturdu. İlk haftalarda savunmaları çok iyiydi, ama sakatlıklar nedeniyle o bölgedeki performansları düştü. Kalede problem yaşamıyorlar. Hücumda ise alternatiflenen kadroya rağmen beklediğim seviyeye çıkamadılar. Yine de skor problemi çektiklerini söyleyemem. Alternatifli bir kadroları ve iyi izlenim veren bir menajerleri var. İlk 7 haftalık periyottaki izlenimim, ligi yine orta sıralarda bitirebilecekleri yönünde.


ARSENAL

Sezona en önemli iki ismi Robin van Persie ve Song’u kaybederek başlayan Arsenal, beklentilerimin çok üstünde, iyi performanslar sergiliyor. Cazorla transferi sadece Arsenal’e değil Premier Lig’e damgasını vuran transferlerden biri olurken, “ Arsenal topçusu değil “ dediğim Arteta da beni haksız çıkartan performanslar sergiliyor ve Arsenal’de bir tık atladığını artık rahatlıkla söyleyebilirim. Diaby oynayabildiği maçlarda iyi performanslar sergilese de kurtulamadığı sakatlıklar nedeniyle istikrarlı bir şekilde oynayamaycak gibi gözüküyor. Arsenal sezon başından beri bu bölgede rakiplerinden üstün olan taraf oldu. Geçtiğimiz sezonu sakat geçiren ama İngilizlerin çok büyük beklentiler içinde olduğu Wilshere iyileşti ve bir aksilik olmazsa birkaç hafta içinde takıma monte edilecek. Onun dönüşü Arsenal adına sezonun belirleyici faktörlerinden birisi olacak. Arsene Wenger’in ısrarla kadronun bir yerine monte etmeye çalıştığı Ramsey’nin bu seviyenin topçusu olmadığını düşünüyorum. Zaten muhtemelen Wilshere’ın dönüşü ve Rosicky’nin de iyileşmesiyle artık kendine kadroda yer bulamayacak ( Gerçi Wenger’e güven olmaz ama  ). Gervinho bu sezon skor üretmeye başlasa da hala Afrikalıların çoğunda olan son vuruş problemini fazlasıyla yaşıyor. Son vuruştan ziyade son hareket de diyebiliriz. Çünkü bazen bomboş pozisyonlarda arkadaşlarına vermek yerine şut çekmeyi tercih ediyor. Sözleşmesinde son seneye girilen Walcott’un kalıp kalmayacağı gündemi meşgul ederken, enteresan bir şekilde geçtiğimiz sezona göre daha fazla katkı veriyor. Yeni transferlerden Podolski’nin savunmaya yardımları dikkat çekse de henüz hücumda istenen seviyede değil. Giroud ise son maçta, Premier Lig’deki ilk golünü atmasına rağmen daha özgüven depolayamadı. Kalede Szczesny ve Fabianski’nin yokluğunda Mannone’nin forma şansı bulmasıyla yedek bir kaleci kazandıklarını düşünüyorum. Premier Lig’de oynamasının kendisi adına bir lütuf olduğunu düşündüğüm Fabianski’nin yerine iyi bir alternatif olacak. Savunmada ise Chelsea maçındaki Koscielny’nin iki büyük hatasına rağmen genel performanslarının iyi olduğunu söyleyebilirim. Sagna’nın dönüp sağ bekteki yerini almasıyla daha da iyi olacaklar.


WEST HAM

Lige bu sezon çıkan West Ham, önemli sıkıntılarına rağmen lige beraber çıktığı Reading ve Southampton’a kıyasla çok iyi sırada. Bu sıkıntıların başında, Big Sam’in taktiğindeki en önemli mevki pivot santrafor mevkisi geliyor. West Ham’ın düştüğü sezon da Carlton Cole’un Premier Lig seviyesinde olmadığını söylüyordum ve bu sezon baktığımda da beni haklı çıkartan performanslar sergiledi. Onun yerine düşünülerek transfer edilen Carroll, ilk maçı olan Fulham karşısında mükemmel oynamasına karşın sakatlanıp 2 hafta oynayamamıştı ve iyileştiği maçta da son bölümde forma giymişti. Sağlıklı bir şekilde forma giydiği Arsenal karşısında da etkisini gösterdi. Orta alanda Noble’ın Arsenal maçı dışındaki performansı, Diame’nin kendini her geçen gün geliştirmesi, Nolan’ın tecrübesi ve Vaz Te’nin sürati derken komple bir takım görüntüsündeler. Savunmaya baktığımızda ise bana göre takımdaki diğer iki problem göze çarpıyor. Stoperde oynayan Collins her maç en az bir kere gollük hata yapıyor. Big Sam’in Collins’e tahammül ettiği sürece bu bölgede sıkıntı yaşayacaklar. Sol bekte O’Brien’ın da McCartney’nin de yeterli olduklarını düşünmüyorum. Bu sezon takıma katılan Jaaskelainen ise önemli kurtarışlarla takımına yardımcı oldu. Milli aradan sonra Southampton’ı konuk edecekler ve ardından Wigan deplasmanına gidecekler, dişlerine göre bu iki rakibe karşı en az 4 puan alırlarsa uzun bir süre rahat edecekler gibi gözüküyor.


FULHAM

Fulham bu sezona, eksilen ama fazla güçlendirilemeyen bir kadroyla başlamıştı. Dempsey, Dembele, Murphy, Andy Johnson gibi Fulham seviyesindeki bir takıma göre çok önemli kayıpları olmuştu. Yerlerine gelen isimlerden bir tek Berbatov ve biraz da Petric kaliteli olarak tabir edebileceğimiz isimlerdi. Nitekim bu değişimin sonucunda takımın orta sahasında gözle görülür bir düşüş yaşandı. Murphy’nin görevini Baird, Dembele’nin görevini de Sidwell yapmaya çalışıyor ki ikisinin de gidenleri arattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Dempsey gibi joker bir oyuncunun yeri zaten beklenildiği gibi doldurulamadı bile. Tek olumlu nokta ise Berbatov’un kalitesini konuşturması. Rodallega’nın çalışkanlığı ve Petric’in de Premier Lig’e çabuk uyum sağlamasıyla forvet bölgesinde bu üçlü işi kurtaracak gibi gözüküyor. Kanatlarda 91 doğumlu Kacaniklic’in ve “ senelerin tecrübesi “ diye nitelendirebileceğimiz Duff’ın katkıları orta alanın ortasındaki yaratıcılıktan yoksunluğu biraz olsun telafi ediyor. Wolfsburg’dan transfer edilen Dejagah’ın iyileşip oynayabilecek duruma gelmesi kanatlar açısında önemli olacak. Bir diğer yeni transfer Richardson son Southampton maçında gol atsa da yetersiz bir görüntü çiziyor. Son olarak savunmanın zaman zaman çok kötü performanslar sergilediğini de ekleyelim.


NEWCASTLE UNITED

Newcastle zor bir fikstürle başladığından, puan olarak geçtiğimiz sezonki gibi başarılı bir başlangıç yapmalarını beklemiyordum. Ama oyun olarak böyle yetersiz gözükmelerini beklediğimi de söyleyemem. Geçtiğimiz sezona Demba Ba müthiş başlamış, devre arasında takıma katılan Cisse ikinci yarıda ondan bayrağı almıştı. Bu sezona Demba Ba yine müthiş başlarken Cisse yokları oynuyor. Ben Arfa yine iyi ama istikrarsız performanslar sergiliyor. Cabaye da Cisse gibi sezon başından beri yokları oynayan başka bir isim. Tiote’nin sakatlığı da orta alanda takıma büyük güç kaybettirdi. Orta alan ve ileri ikilide 5 tane “ iyi “ isim bulunuyor ve mutlaka bundan fazlasını yapmaları gerekiyor. Savunma tarafında bir süredir sıkıntı yaşıyorlar ama bunun nedeninin sakatlıklar olduğu aşikar. Hem Premier Lig’in iyi kalecilerinden Krul sakat, hem de savunma dörtlüsünden üç isim sakat. Bu isimlerin dönüşüyle o bölgede toparlayacaklarını düşünüyorum. Yeni transferlerden Anita, Tiote’nin alternatifi olarak oynadığında istenen katkıyı veremezken bek bölgesinde iyi bir alternatif olabileceğini gösterdi. Pardew’in şans verdiği bir diğer isim Bigirimana’yı ise, kumaşı iyi ama zamana ihtiyacı olan bir oyuncu olarak anlatabilirim. Pardew’le 8 senelik bir kontrat imzalanması ve yeni sponsorun stadyuma tekrar St James’ Park adını vermesi ise saha dışındaki pozitif noktalar olarak göze çarpıyor. Milli aradan sonra Tyne – Wear derbisiyle lige döneceklerini de hatırlatalım.


SWANSEA

Haftalar ilerledikçe Swansea, geçtiğimiz sezonki başarılı görüntüsünden iyice uzaklaşıyor. Üç bölgede üç kilit oyuncusunu artı Martinez’den devraldığı sistemi devam ettiren menajer Rodgers’ı kaybeden takım, ilk haftalarda bu isimlerin yerini doldurmuş gibi gözükse de öyle olmadı. İlk olarak takımın “ Swanselona “ diye anılmasını sağlayan pasa dayalı sistemleri geçtiğimiz sezonki gibi işlemiyor. Allen’ın gidişiyle Allen – Britton ikilisinin ayrılmasının bu noktada etkisi büyük. Allen’ın yerine orta alana transfer edilen De Guzman bu sisteme biraz ağır kalıyor gibi. Zaten yavaş yavaş, Celtic’ten transfer edilen Ki takıma monte ediliyor. Savunmada Chico ilk başta iyi bir izlenim vermesine rağmen sonradan zayıf kaldığı pozisyonlar ve aldığı 3 maçlık ceza derken Caulker’ı aratacağını gösterdi. Ashley Williams’ın savunmadaki evlere şenlik performansı ve sol bek Neil Taylor’ın ayağının kırılması da savunmayı bir hatta iki tık aşşağıya çekti. Sinclair’ı geçtiğimiz sezon son hamleleri nedeniyle zaman zaman eleştirsem de, takımdan ayrıldıktan sonra değerini daha iyi anladım. Onun yokluğunu Pablo Hernandez transferi ve Routledge – Dyer ikilisine rağmen dolduramadılar. Michu skor üretkenliğiyle takıma en çok katkı sağlayan transfer oldu. Takımın gol silahı Graham ise bu sezon tam anlamıyla kötü. Bu sezon evleri Liberty’yi de geçtiğimiz sezonki gibi iyi kullanamıyorlar. 9. haftada City deplasmanına gidip ayrından Chelsea’yi konuk edecekler ve mevcut performanslarıyla işleri çok zor gözüküyor.


STOKE

Stoke bu sezon da büyüklerin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Arsenal, City ve Liverpool’dan 1’er puanı kapan ligin tatsız ekibi, Chelsea’ye ise son dakikalarda kaybetti. Pulis’in sistemi bu sezon istediği gibi işlemese de enteresan bir şekilde büyüklere çelme takmaya devam ediyorlar. Takım bu sezon da, rakiplerine rahat bir oyun imkanı tanırken kendi ceza sahası civarında rakibe duvar kuran oyununa devam ediyor. Yine yaratıcılıktan fazlasıyla uzaklar. Özellikle Pulis’in Pennant’ı gözden çıkarması ve Etheringhton’ı da fazla tercih etmemesi nedeniyle takım resmen dümdüz bir kadroya büründü. Bir tek Kightly’yi diğerlerinden ayırabiliriz, ama o da tek başına birşeyler yapabilecek kapasitede değil. Charlie Adam transferinin Stoke standartlarında önemli bir ekleme olduğunu söyleyebilirim. Ama asıl değinmek istediğim nokta taç atışları. Önceleri taç atışlarının üstadı Delap ve onun geçtiğimiz sezon yetiştirdiği Shotton’la taç atışlarından inanılmaz şekilde faydalanıyorlardı. Bu sezon Pulis’in ikisini de tercih etmemesi nedeniyle bu özelliklerini de kaybettiler. Tatsız bir oyun oynatsa da her zaman Pulis’e ne kadar saygı duyduğumu belirtiyorum. Ama artık ekstra birşeyler üretmezse, Stoke’un “ orta sınıf takımı “ özelliğini kaybedeceğini düşünüyorum.


SUNDERLAND

İlk 7 haftalık dilimde, benim adıma en büyük hayal kırıklığı Sunderland ekibi oldu. 1 maçı ertelenen Sunderland’in kalan 6 maçta sadece evlerinde 1-0’lık Wigan galibiyeti bulunuyor, ki o maçta da Wigan kötü oynamamasına rağmen 10 kişi kaldıktan sonra mağlup olmaktan kurtulamadı. Neden hayal kırıklığı yaşadığıma biraz değineyim. Geçtiğimiz sezon Martin O’Neill takımın başına geçtikten sonra Sunderland adeta kabuk değiştirmişti. Bu sezona O’Neill’la başladılar ve Fletcher’la Johnson gibi Sunderland seviyesinde çok iyi oyuncuları takıma kattılar. Saha’yı da bu ikiliye ekleyebiliriz ve ellerindeki oyuncuları da kadroda tutmayı başardılar. Bunların hepsini hesaba katınca, Sunderland’in bu sezona iyi bir başlangıç yapmasını bekliyordum ki yanıldım. Şu anda Avrupa’nın 5 büyük liginde en az şut çeken takım konumundalar. Ligde attıkları 5 golle, Norwich’le beraber en az gol atan takım konumundalar. 5 golün tamamının Fletcher’dan geldiğini ve hakkında söylenen “ O bonservise değer mi? “ sorularına çok güzel bir cevap verdiğini de ekleyelim. Ama Fletcher’ın dışında takımda olumlu konuşabileceğimiz fazla kimse bulunmuyor. Geçtiğimiz sezon O’Neill’ın yarattığı McClean yokları oynuyor. Yine O’Neill’la bir tık atlayan Sessegnon geçtiğimiz sezonu aratıyor. Johnson da yokları oynayan bir diğer isim. Savunmada sağ bekte Bardsley’nin sakatlığı nedeniyle problem yaşıyorlar. Bu sezon stopere transfer edilen Cuellar, Fletcher dışında olumlu konuşabileceğim başka bir isimken sezon boyunca onun partneri olarak kim oynarsa oynasın o noktada sıkıntı yaşayacaklarını düşünüyorum. Kalede çok iyi performanslar sergileyen Mignolet de hem takımın hem de Premier Lig’in iyilerinden diyebilirim.


LIVERPOOL

Sezon öncesinde Liverpool’un kısa vadede başarılı olamayacağını düşünüyordum, ama ilk 7 haftada kazandıkları 6 puandan fazlasını hak ettiklerini söylemem lazım. Özellikle City ve United maçlarında hak ettikleri 1 puandan fazlasıydı. Takımda birçok problem var. En büyük problemi forvet mevkisinde yaşıyorlar. Carroll’ın kiralanmasıyla elde sadece Suarez ve Borini alternatifleri kalmıştı. Borini de liglere verilen arada sakatlanınca o bölgede şu an sadece Suarez kaldı. Zaten Borini’den pek katkı alamıyorlardı. Norwich maçındaki hat-trick’ini saymazsak Suarez’in geçtiğimiz sezonki pozisyonları gole çevirme sıkıntısı devam ediyor. Liverpool tribünlerinin gözbebeği 94 doğumlu Sterling bu sezonun en önemli katkısı oldu. Çok yetenekli ama tecrübesizliği nedeniyle zaman zaman önemli anlarda yanlış tercihler yapıyor. United karşısında ikinci devre Rodgers’ın şans verdiği ve o maçtan sonra formayı kapan Suso da bu sezon kısıtlı kadroda önemli işler yapacak gibi gözüküyor. Orta alanda Allen çok ekstra katkılar verirken Nuri de yavaş yavaş kondisyonuna kavuşuyor. Belki abartıyorum diye düşünecekler çoğunlukta olabilir, ama ben Gerrard’ın artık yavaş yavaş miyadını doldurmaya başladığını düşünüyorum. Savunma ve kaleye baktığımızda ise yine problemli bölgelere geliyoruz. Savunma, Johnson’ın hücum performansı dışında resmen dökülüyor. Kaleci Reina ise bu sezon, eskiden de yaptığı gollük hataları fazlasıyla yapıyor. Liverpool bazında değinmek istediğim bir konu da sistemleri. Rodgers’ın pasa dayalı sistemini artık hemen herkes biliyor. Sezon başından beri bunu sadece Norwich maçında tam olarak Rodgers’ın istediği gibi gerçekleştirebildiler ve sonucunu da aldılar. Bunu ne şekilde devam ettirebilecekleri onlar adına sezonun gidişatını belirleyecek.


WIGAN

Martinez’in öğrencileri birkaç sezondur olduğu gibi bu sezon da düşmenin en büyük adaylarından biri olacak. Bence en önemli parçaları olan kalecileri Al Habsi, sezona yine iyi başladı. Savunmadaki sıkıntılarında Ramis transferine rağmen bir değişme yok. Takıma bu sezon katılan bir diğer isim Kone, skor katkısında bulunsa da her maç en az bir tane yüzde yüzlük gol kaçırıyor. Yine yeni transferlerden Miyaichi ise henüz kadroda kendine sağlam bir yer edinemedi. Takımın en önemli parçalarından Moses’ın gidişinden sonra bence aranan kan Miyaichi olabilir. Şu anda sadece Maloney’nin kişisel becerisine bakıyorlar. Orta alanda Diame gibi joker bir oyuncuyu da West Ham’a kaptırmışlardı. Martinez bu sezon, henüz 11 dışında ekstra bir oyuncu çıkarmayı başaramadı. 3-4-3 sisteminde oynayan ekipte genel olarak geçen sezona benzer bir görüntü var. En önemli sıkıntıları, pozisyona girip skor üretememeleri bu sezon da devam ediyor.


ASTON VILLA

Sezona Paul Lambert’la giren Birmingham ekibi, bence şu anda ligin en istikrarsız takımı görünümünde. Bir hafta rakibe pozisyon imkanı tanımayan Villa, bir sonraki hafta maçı neredeyse hiç pozisyona girmeden tamamlayabiliyor. Takımda en dikkatimi çeken nokta, Lambert’ın Bent – Agbonlahor – N’Zogbia üçlüsünü yedekte başlatıyor olması. Tabiki zaman zaman bu üçlüden bazıları on birde başlıyor ama genel görüntü böyle. 4-4-1-1 sistemiyle iki hafta üst üste iyi işler yapan ekipte orta dörtlüden öndeki ikiliye yakın oynayan isim olan Ireland’la sıkıntı yaşıyorlardı, ki o da sakatlandı. Daha sonra başka alternatifler deneyen Lambert henüz istikrarlı bir kadro yakalayamadı. Benteke ilk maçında iyi bir izlenim verse de sonrasında iyi görüntüler çizmedi. Holman çalışkanlığıyla dikkat çekerken El Ahmadi de bence şu anda takımın en kilit ismi konumunda. Savunmada sıkıntı yaşamaya devam eden ekipte Given’dan formayı kapan Guzan’ın iyi performansı dikkat çekiyor.


SOUTHAMPTON

Lige bu sezon yükselen Southampton, eğer savunmadaki problemlerini çözemezse geldiği gibi düşme korkusunu yaşayabilir. Bu sezon kendi kalesine iki golü bulunan Hooiveld ve ondan formayı kapan Yoshida ikilisinden hangisi Fonte’ye eşlik ederse etsin sıkıntı yaşıyorlar. Fonte’nin de genel performansı iyi olsa da o da zaman zaman oyundan düşüyor. Savunmayı genel olarak ele aldığımızda da baskıyı yedikleri zaman çok amatörce hatalar yapıyorlar. Savunma için bu kadar olumsuz konuşsam da, hücum için bir o kadar olumlu konuşabilirim. Lambert’in önderliğinde bir hücum hatları bulunuyor. Gelecek vaad eden Lallana onun en büyük destekçisi. Kulübün rekor transferi Gaston Ramirez de gelir gelmez farkını hissettirdi ama birkaç hafta daha sakatlığı devam edecek. Genç isimlerden de zaman zaman önemli katkılar alan ekipte hücumdaki zayıf halka Jay Rodriguez. Genel anlamda izleyene zevk veren hücum organizasyonları var. Bilinçli ve akıllıca oynuyorlar. Orta alanın ortasından da önemli destek alıyorlar. İsminden fazla bahsedilmeyen Schniederlin’in de şu anda Premier Lig’in en “ underrated “ oyuncusu olduğunu düşünüyorum.


READING

Lige bu sezon yükselen ekiplerden Reading, ilk 7 haftalık periyotta en beğenmediğim takımdı. Kadrolarına baktığımızda zaten Pogrebnyak dışında dikkat çeken bir isimleri bulunmuyor. O da hücumda yalnız kaldığından ve topla fazla buluşturulamadığından etkinliğini gösteremiyor. Onun dışında milli takımımızın kadrosuna dahil edilen Jem Karacan’dan bahsetmek istiyorum. Karacan sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen oynadığı maçlarda orta alana ekstra direnç katıyor ve bence tam sağlığına kavuştuğu zaman daha da iyi olma potansiyeli var. İlk haftalarda McCleary’den birşeyler bekliyordum, ama o da beklentilerimin altında kaldı. İyileşen Kebe’nin hücum tarafına katkısı, Reading adına olumlu konuşabileceğim nadir noktalardan. Savunmada inanılmaz amatörlükte hatalar yapıyorlar. O bölgede bence ligin en kötüsü görünümündeler. İlk iki hafta hatalı goller yiyen ve ardından sakatlanan Federici’den kaleyi devralan McCarthy ise özellikle son Swansea maçında tavan yaptı. İlk 7 haftalık dilime bakarsak, benim en büyük düşme adayım Reading.


NORWICH

Geçen sezonun renkli ekiplerinden birisi olan Norwich’te bu sezon en büyük sorun hücum hattında yaşanıyor. Hücum hattındaki en büyük sorun da geçtiğimiz sezonun yıldızı Holt. Holt’un sezona inanılmaz kötü başlaması takımın hücum performansının minimum seviyede kalmasına neden oldu. Geçtiğimiz sezon, özellikle Holt’un yanına yakın bir oyuncuyla oynadıkları maçlarda Norwich forvetlerinin rakip beklerle eşleştikleri pozisyonların çok ekmeğini yiyen ekipte bu sezon bu organizasyonlardan eser yok. Morison da sezona sessiz başladı. Jackson’ı zaten geçtiğimiz sezon da pek beğenmiyordum. Pilkington’ın sakatlığı, Hoolahan’ın yedek kalması, Snodgrass’ın ilk haftaların üstüne çıkamaması derken takım ileride hiçbir alternatif üretemedi. İşin savunma tarafında da ligin en kötü ekiplerinden biri görünümündeler. Bir ara düzelir gibi olsalar da son iki maçta çok kötüydüler. Kalecileri de kötü olsa son iki maçta 4-5 golden fazlasını da yiyebilirlerdi. Geçtiğimiz sezon skorer oyunları kötü savunmalarının üstünü örtüyordu, ama bu sezon hücumda tıkandıklarından dolayı ligin dibine demir attılar. Eğer Holt performansını yükseltemezse sezon sonu büyük problem yaşayacak gibi gözüküyorlar.


QPR

İlk 11’ini Anton Ferdinand ve Zamora dışında tamamen yenileyen Londra ekibi, sezon öncesi büyük sükse yapmıştı ki alınan sonuçlardan sonra bütün havaları kayboldu. Alınan kötü sonuçların ( henüz galibiyetleri yok ) en büyük sorumlusunun menajerleri Mark Hughes olduğunu düşünüyorum. Sezon başından beri değindiğim birkaç konu var. Bunlar; Park’ı sol kanada hapsetmesi, senelerdir yerinde sayan Wright-Phillips’teki ısrarı, Faurlin ısrarı, Hoilett’ı kulübeye mahkum etmesi, Taarabt’tan son maç dışında yararlanamaması, Mackie’ye hiç şans vermemesi. Park’ı joker bir oyuncu gibi kullansa, Hoilett ve Taarabt’ı 11’e monte etse ve Mackie’yi de alternatif olarak kullansa en azından takımın biraz silkeleneceğini düşünüyorum. Takımda ortalamanın üstünde birçok isim bulunmasına rağmen ve haftalar ilerlemesine rağmen takım hücumda sanki birbiriyle hiç antreman yapmamış gibi oynuyor. İşin savunma tarafında komik hatalar yapıyorlar. Bunda, sakatlıklar nedeniyle henüz bir dörtlünün tutturulamaması neden olarak gösterilebilir. Ama birkaç haftadır söylediğim gibi, yine de bundan daha iyisini yapmaları gerekiyor. Bu sezonki en büyük kazançları, şu anlık Julio Cesar gibi gözüküyor. Kulüp sahipleri kötü sonuçlara rağmen Hughes’a destek çıkıyorlar, ama bence bir değişikliğe giderlerse takım adına olumlu sonuçlar verebilir.

Paylaş:
< Önceki Tüm Yazılar Sonraki >
ÖNCEKI KöşE YAZıLARı
Beko Basketbol Ligi 2012-2013 Sezonu Öncesi -2-
Ve çoğu kişinin merakla beklediği, büyüklerin yaptığı transferler ile ligi Euroleague´e çevirdiği, Beko Basketbol ligi başlıyooooor!!!...

Beko Basketbol Ligi 2012-2013 Sezonu Öncesi -1-
Ve çoğu kişinin merakla beklediği, büyüklerin yaptığı transferler ligi Euroleague´e çevirdiği, Beko Basketbol ligi başlıyooooor!!!...

Manchester City - Arsenal Maç Sonrası Analizi

Premier Lig´de 4. Haftaya Genel Bakış ve Notlar

Premier Lig´de 3. Haftaya Genel Bakış

Toplam Kazanç
Aslan343.70 
Arman202.35 
Pusat147.08 
Praee45.13 
Gerrard8-0.30 
Toplam Getiri (%)
Arman+20.00 
Praee+3.93 
Aslan+2.16 
Pusat+1.98 
Gerrard8-0.56 
Aylık Kazanç
Pusat0.00 
Dincenzo0.00 
BahisBG0.00 
Mesut0.00 
Gerrard80.00 
Form Durumu
Arman8-1-1 
BahisBG8-0-2 
Svskn6-0-4 
Zeus6-0-4 
Hakan5-0-5 

FCbahis Reklam
Plus500
Köşe Yazıları
2015-2016 Sezonu Ligue 1
Arda S. - 31.07.2015

2014-2015 La Liga Sezon Öncesi Analizi
Aylin B. - 20.08.2014

İspanya Milli Takım Analizi
Aylin B. - 10.06.2014

Dünya Kupasında Gruplara Genel Bakış
Mete B. - 08.06.2014

Tüm Yazılar
Kısaca FCbahis
 İddaa Tahminleri0
 Yazarlar23
 Online Kullanıcı268
Link Ekle | Partnerler | Reklam | Yazarlık | İddaa | Bahis Şirketleri | Bahis Sözlüğü ©2003-2014 FCbahis.com | Yasal Uyarı